Varlığından emin olunan, derin oldukları kadar da belirsiz hatta görünmeyen hüzünlü, neşeli, sevinçli izler yaratan anlar...
Unutulmamak için seninle ilgili heryere minik, sivri tırnaklarıyla vargüçleriyle asılırlar.
Öylece bekler... seninle yaşarlar... her yere yanında gelen en iyi dostundurlar...
Sildiğini hafızandaki yerlerini katbettiklerini sandığında, en sevdiğin şarkının melodisi
olur... ya da bir çocuğun masum gülüşü.. hatta baş döndürücü bir koku
iki dudak arasından fütursuzca dökülen masum küçük bir sözcük olup seni geçmişe taşırlar.. "o an" canlanır yeniden! Mutlu, acı ne varsa yaşanan tıpkı "o an" olduğu gibi başlar yeniden sahnelenmeye zihnin içinde...
"O an..." dediğinde başlar herşey.
Çocuklarını yutan Kronos'a direnmenin verdiği gururla, anların kraliçesi, tüm haşmetiyle salına salına her türlü hissin yansıdığı büyüleyici yüzüyle, buluttan tacı, yaşanmışlıkları adlandırdığı renklerle bezeli göz kamaştırıcı gökkuşağı peleriniyle, güzel boynundan ince belindeki altın ve gümüş tellerle ince ince örülmüş rüyalar kemerine kadar sarkan sözcükler kolyesiyle, baş döndüren amberler çıka gelir...
Baş köşeye oturur. Kovamassın. Sen çağırmışsındır ne de olsa.
Zaten orada olması sana garip bir mutluluk da verir. İçten içe gurur bile duyarsın bazen.
Sen "o an" dedikçe gözlerinde yıldızların ışıldadığını görürsün.
Artık çok geçtir. Kaptırmışsındır kendini onun büyüsüne.
Ama bazen dayanılmaz olur onun varlığını hissetmek.
Yanı başında olduğunu bilmek.
Hemencecik ondan kurtulmanın yolunu ararsın. O sana "unuttuğun" yaşanmışlıkları en ince ayrıntısına kadar hatırlatmadan önce sen saldırıya geçersin.
Ayrıntılara girmeden "o an .." diye başlayan cümlene onun yok olmasını ümid ederek bir solukta kınından çektiğin nokta kılıcını saplarsın. Kanar.
Senin beklenmedik saldırın karşısında gözlerindeki yıldızlar söner, reddedilmenin verdiği acıyla içi kanar. Renkleri solar önce. Görüntüsü küçülür, minnacık olur.
Bir de bakmışsın ki baş köşeyi terk etmiş çoktan.
Yok ettin ya artık bir daha hiç gelmeyeceğini sanırsın.
Zafer sarhoşluğu içinde galibiyetinin tadını çıkarırken.. nedense birdenbire sen daha çok kanarsın. Anlar silinmezmiş... sonradan anlarsın.
Σεμπνέμ. 02/02/2010
anlar bizi ne zaman anlayacaklar
YanıtlaSilaslında şöle sormam lazım sanırım
biz ne zaman onları anlıcaz
baksana onlar zaten çözmüş ;)
ellerine sağlık